Köşe Yazıları

Türk Dünyasının Birliği ve Türk Asrının İnşası. Ortak Hafızadan Ortak Geleceğe

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

Erdoğan Erdoğdu

Türk Dünyası Kültür Sanat ve Sinema Vakfı Başkanı
Türk Dünyası İş İnsanları Derneği Genel Sekreteri

“16. asır Türk asrıydı. 21. asır neden yeniden Türk asrı olmasın?” Türk Asrı Manifestosu’nda dile getirdiğim bu soru, geçmişin ihtişamına duyulan özlemden çok, geleceğe ilişkin bir sorumluluğu ifade ediyor. Bugün önümüzde duran mesele, ortak tarihimizin bize ne kazandırdığı kadar, bu mirasla bundan sonra ne üreteceğimizdir. Türk Dünyası Şartı’nı bu bakımdan önemli buluyorum: Şart, tarihî ve kültürel yakınlığımızı ortak bir gelecek tasavvuruyla buluşturan ilkeleri ortaya koyuyor.

Bir asra adını vermek, yalnızca güçlü devletlere sahip olmakla gerçekleşmez. Bilimde ilerlemek, refah üretmek, adaleti gözetmek, kültür ve sanat yoluyla insanlığın ortak birikimine katkı sunmak da gerekir. Türk dünyasının yükselişi, kendi halklarının hayatını iyileştirdiği ve dünya barışına katkıda bulunduğu ölçüde kalıcı olacaktır. Türk asrını, bu anlayışla inşa edilecek bir gelecek olarak düşünmeliyiz.

Tarihin mirası ve bugünün sorumluluğu

  1. yüzyılda Osmanlı, Safevi ve Babür devletleri, farklı siyasi ve kültürel yapılarıyla geniş bir coğrafyanın tarihinde etkiliydi. Bu dönemi “Türk asrı” olarak adlandırırken, aralarında kesintisiz bir birlik bulunduğunu ileri sürmüyorum. Rekabetleri ve çatışmaları da olan bu tarihî tecrübe, bugünün devletleri için olduğu gibi tekrarlanacak bir model değildir. Ondan çıkarılacak asıl ders, devlet kurma yeteneğinin, üretimin, sanatın ve düşüncenin birlikte taşıdığı medeniyet gücüdür.

Yüzyıllar içinde sınırlar, siyasi düzenler ve dünyanın güç merkezleri değişti. Buna rağmen dillerimiz, kültürlerimiz ve ortak hafızamız, bizi birbirimize bağlayan imkânları korudu. Türkiye’den Azerbaycan’a, Kazakistan’dan Özbekistan’a, Kırgızistan’dan Türkmenistan’a ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne uzanan kardeşlik duygusu, bu hafızadan besleniyor. Bu geniş kültürel aidiyet alanını, devletlerin farklı uluslararası konumlarını ve teşkilat içindeki statülerini birbirine karıştırmadan değerlendirmeliyiz.

Türk Dünyası Şartı’nın girişinde, ortaklığımızın yalnızca geçmişe dayanmadığının; bugün ve gelecek vizyonuyla da anlam kazandığının belirtilmesi bu nedenle değerlidir. Aynı giriş, Nahçıvan Anlaşması’na, Türk Dünyası 2040 Vizyonu’na ve Astana Senedi’ne atıf yaparak iş birliğinin kurumsal birikimini hatırlatır. Böylece tarih, geleceğin yerine geçirilen bir övünç anlatısı olmaktan çıkar; geleceği kurarken başvuracağımız bir kaynak hâline gelir.

Kardeşliği ortak çalışma iradesine dönüştürmek

Manifestomuzdaki temel çağrı açıktır: Ortak geçmişten ortak geleceğe yürümek. Bu yürüyüşün karşılığı, birbirimizi yalnızca törenlerde hatırlamakla sınırlı kalamaz. Ticarette, eğitimde, bilimde, teknolojide ve kültürde düzenli ilişkiler kurmalı; başarıyı ortak çalışmaların sonuçları üzerinden değerlendirmeliyiz.

Şart, kardeşlik bağlarının önceliğini ve dayanışma ruhunun değişmezliğini temel ilkeler arasında sayarken, bu duyguların toplumsal karşılığını da gözetiyor. Kamu kurumlarının yanında derneklerin, akademinin, özel sektörün, medyanın ve kanaat önderlerinin faaliyetlerinin teşvik edilmesini öngörüyor. Bu yaklaşım, ortak geleceğin yalnızca devletler arası görüşmelerle kurulamayacağını gösterir. Üniversiteler, sanatçılar, girişimciler ve sivil toplum kuruluşları da bu sürecin sorumluluğunu taşımalıdır. Buradan hareketle, Türk dünyasında iş birliğinin günlük hayata daha fazla değmesini gerekli görüyorum. Bir öğrencinin kardeş ülkede eğitim ve araştırma imkânına ulaşabilmesi, bir yapımcının ortak bir filme ortak bulabilmesi, bir girişimcinin yeni pazarlara güvenle açılabilmesi, kardeşlik fikrinin somut karşılıklarıdır. Birbirimizin imkânlarını tanıdıkça, birlikte yapabileceklerimizin sınırı da genişleyecektir.

Ortak Türk Alanından ortak üretime

“Ortak Türk Alanı” fikir birliğinin yanında ticari ve ekonomik bağların geliştirilmesini, yatırım akışının teşvikini, ulaşım bağlantılarının güçlendirilmesini ve vatandaşların hareketinin kolaylaştırılmasını ele alıyor. Ortak medya kuruluşları aracılığıyla bir bilgi alanı oluşturma hedefi de aynı çerçevede yer alıyor. Bunlar, kültürel yakınlığın ekonomik ve toplumsal ilişkilerle desteklenmesi için önemli bir yön gösteriyor.

Bu çerçevenin devamında atılacak adımların ortak üretime odaklanması gerektiğine inanıyorum. Üniversiteler arasında araştırma ortaklıkları, işletmeler arasında sürdürülebilir tedarik ilişkileri, genç girişimciler için buluşma ve yatırım imkânları oluşturulabilir. Ulaştırma ve enerji alanındaki iş birliğinin, yerel üreticilerin ve küçük işletmelerin de yararlanacağı bir ekonomik ilişki ağına dönüşmesi hedeflenmelidir.

Yapay zekâdan yazılıma, tarım teknolojilerinden yaratıcı endüstrilere kadar geliştirilebilecek ortak projeler, bu makalenin önerileridir; Şart’ın ayrıntılı bir uygulama programı olarak okunmamalıdır. Esas olan, genel iş birliği iradesini sorumluları, kaynakları ve sonuçları belli çalışmalarla ilerletmektir. Birbirinin gücüne güç katan bir Türk dünyası, dünya ile ilişkilerinde de daha fazla üretme ve katkı sunma imkânına kavuşacaktır.

Bilim dil ve kültürle kurulan gelecek

Şart’ın bilim ve ahlaki değerler bölümünde yer alan “Bilgiden başka kurtuluş yoktur” ifadesi, ortak geleceğimizin hangi zeminde yükselebileceğini açık biçimde anlatıyor. Bilimsel ilerleme ve gençlerin eğitimi, tarihî mirası yaşatmanın da toplumsal refahı artırmanın da vazgeçilmez şartıdır. Bilgiyi üreten, onu teknolojiye ve faydaya dönüştüren nesiller yetiştirmeden bir yükseliş asrından söz edemeyiz.

Ortak alfabe meselesini de bu geniş anlayış içinde değerlendirmeliyiz. Şart, ortak alfabenin ulusal dil özellikleriyle uyum içinde geliştirilmesini teşvik ediyor ve Ortak Alfabe Komisyonu’nun faaliyetlerine desteği ifade ediyor. Buradaki hedefi, dil zenginliklerimizi daraltmak olarak değil, birbirimizi daha kolay okuyabilmek ve anlayabilmek olarak görüyorum. Bu yakınlaşma; yayıncılık, çeviri, eğitim ve dijital içerik üretimiyle desteklendiğinde hayat bulacaktır.

Kültür, sanat ve sinema alanında çalışan bizler için de açık bir sorumluluk var. Şart, somut ve soyut mirasın korunmasını, araştırılmasını, tanıtılmasını ve gelecek nesillere aktarılmasını öncelikler arasında ele alıyor. Bu mirası yalnızca muhafaza etmek yetmez; çağımızın anlatım biçimleriyle görünür kılmak gerekir. Ortak film yapımları, belgeseller, edebiyat uyarlamaları, sergiler ve genç sanatçı buluşmaları bu amaca hizmet edebilir.

Birbirimizin hikâyelerini tanımadan birbirimizi bütünüyle anlayamayız. Türk dünyasının farklı şehirlerini, gündelik hayatını, tarihî tecrübelerini ve insanlarını anlatan eserler, resmî ilişkilerin toplumlar arasında daha güçlü bir karşılık bulmasını sağlayabilir. Ortaklığımızı dünyaya anlatabilmek için önce kendi içimizdeki kültürel dolaşımı güçlendirmeliyiz.

Egemenliğe saygılı dünyaya açık bir birlik anlayışı

Türk dünyasının yakınlaşması, ulusal egemenliğe saygıyla birlikte düşünülmelidir. Şart’ın girişinde egemen eşitlik, toprak bütünlüğü, sınırların dokunulmazlığı ve iç işlerine karışmama ilkelerine bağlılık belirtiliyor. Ayrıca belgenin, uluslararası hukuk kapsamında uluslararası bir antlaşma olmadığı açıkça ifade ediliyor. Dolayısıyla bu metne, devletlerin egemenliklerini ortadan kaldıran veya kendiliğinden yeni bir siyasi yapı kuran bir anlam yüklememeliyiz.

Şart’ın çok kültürlülük, dinlere saygı ve uluslararası toplumla etkileşim ilkeleri de gelecek tasavvurumuz açısından önemlidir. Ortak Türk kimliğinin güçlendirilmesi, farklı etnik ve dinî grupların barış içinde birlikte yaşamasıyla uyumlu biçimde ele alınıyor. Bilim, teknoloji ve inovasyonun küresel kazanımlarından yararlanma ve uluslararası toplumla yakın iş birliği kurma yaklaşımı benimseniyor.

Benim Türk asrından anladığım da budur: Köklerinden güç alırken dünyaya açık kalan, kendi insanının refahını yükseltirken insanlığın ortak sorunlarına çözüm üreten bir Türk dünyası. Geçmişin sınırlarını yeniden çizmek yerine, ortak geleceğin imkânlarını büyütmek istiyoruz.

Türk asrı için iradeden uygulamaya

Türk Dünyası Şartı, ortaklığın amaçlarını ve ilkelerini tarif ediyor. Türk Asrı Manifestosu ise bu ortaklığı üretime ve geleceğe taşıma çağrısı yapıyor. Bu iki metni birlikte düşündüğümüzde önümüzdeki görev belirginleşiyor: Kardeşlik duygusunu kurumsal süreklilikle, kültürel yakınlığı bilim ve üretimle, gelecek ülküsünü somut çalışmalarla desteklemek.

Şart’ın son bölümünde Türk iş birliği teşkilatlarının hedeflerin gerçekleştirilmesine katılımı ve faaliyetlerinin Koordinasyon Komitesi aracılığıyla eşgüdümü öngörülüyor. Bu kurumsal yaklaşımın, toplumların katılımıyla güçlenmesi gerekir. Başarıyı; gençlerin kazandığı imkânlarla, birlikte üretilen bilgiyle, ortaya çıkan eserlerle ve insanların hayatındaki iyileşmeyle ölçmeliyiz.

  1. asra bakarak güç bulabiliriz; fakat 21. asrı bugünün emeğiyle kuracağız. İhtiyacımız olan irade, kardeşliğimizi çalışmaya dönüştüren iradedir. Dilde, fikirde ve işte birlik düşüncesini geleceğe taşımak, onu eğitimde, üretimde ve kültürde yaşatmakla mümkündür. Türk dünyasının yükseliş asrı bir temenni olarak kalmamalı; birlikte üstlendiğimiz ve sabırla gerçekleştirdiğimiz bir sorumluluğa dönüşmelidir.
💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

Türk Dünyasının Birliği ve Türk Asrının İnşası. Ortak Hafızadan Ortak Geleceğe

Türk Dünyasının Birliği ve Türk Asrının İnşası. Ortak Hafızadan Ortak Geleceğe

Erdoğan Erdoğdu

Türk Dünyası Kültür Sanat ve Sinema Vakfı Başkanı
Türk Dünyası İş İnsanları Derneği Genel Sekreteri

“16. asır Türk asrıydı. 21. asır neden yeniden Türk asrı olmasın?” Türk Asrı Manifestosu’nda dile getirdiğim bu soru, geçmişin ihtişamına duyulan özlemden çok, geleceğe ilişkin bir sorumluluğu ifade ediyor. Bugün önümüzde duran mesele, ortak tarihimizin bize ne kazandırdığı kadar, bu mirasla bundan sonra ne üreteceğimizdir. Türk Dünyası Şartı’nı bu bakımdan önemli buluyorum: Şart, tarihî ve kültürel yakınlığımızı ortak bir gelecek tasavvuruyla buluşturan ilkeleri ortaya koyuyor.

Bir asra adını vermek, yalnızca güçlü devletlere sahip olmakla gerçekleşmez. Bilimde ilerlemek, refah üretmek, adaleti gözetmek, kültür ve sanat yoluyla insanlığın ortak birikimine katkı sunmak da gerekir. Türk dünyasının yükselişi, kendi halklarının hayatını iyileştirdiği ve dünya barışına katkıda bulunduğu ölçüde kalıcı olacaktır. Türk asrını, bu anlayışla inşa edilecek bir gelecek olarak düşünmeliyiz.

Tarihin mirası ve bugünün sorumluluğu

  1. yüzyılda Osmanlı, Safevi ve Babür devletleri, farklı siyasi ve kültürel yapılarıyla geniş bir coğrafyanın tarihinde etkiliydi. Bu dönemi “Türk asrı” olarak adlandırırken, aralarında kesintisiz bir birlik bulunduğunu ileri sürmüyorum. Rekabetleri ve çatışmaları da olan bu tarihî tecrübe, bugünün devletleri için olduğu gibi tekrarlanacak bir model değildir. Ondan çıkarılacak asıl ders, devlet kurma yeteneğinin, üretimin, sanatın ve düşüncenin birlikte taşıdığı medeniyet gücüdür.

Yüzyıllar içinde sınırlar, siyasi düzenler ve dünyanın güç merkezleri değişti. Buna rağmen dillerimiz, kültürlerimiz ve ortak hafızamız, bizi birbirimize bağlayan imkânları korudu. Türkiye’den Azerbaycan’a, Kazakistan’dan Özbekistan’a, Kırgızistan’dan Türkmenistan’a ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne uzanan kardeşlik duygusu, bu hafızadan besleniyor. Bu geniş kültürel aidiyet alanını, devletlerin farklı uluslararası konumlarını ve teşkilat içindeki statülerini birbirine karıştırmadan değerlendirmeliyiz.

Türk Dünyası Şartı’nın girişinde, ortaklığımızın yalnızca geçmişe dayanmadığının; bugün ve gelecek vizyonuyla da anlam kazandığının belirtilmesi bu nedenle değerlidir. Aynı giriş, Nahçıvan Anlaşması’na, Türk Dünyası 2040 Vizyonu’na ve Astana Senedi’ne atıf yaparak iş birliğinin kurumsal birikimini hatırlatır. Böylece tarih, geleceğin yerine geçirilen bir övünç anlatısı olmaktan çıkar; geleceği kurarken başvuracağımız bir kaynak hâline gelir.

Kardeşliği ortak çalışma iradesine dönüştürmek

Manifestomuzdaki temel çağrı açıktır: Ortak geçmişten ortak geleceğe yürümek. Bu yürüyüşün karşılığı, birbirimizi yalnızca törenlerde hatırlamakla sınırlı kalamaz. Ticarette, eğitimde, bilimde, teknolojide ve kültürde düzenli ilişkiler kurmalı; başarıyı ortak çalışmaların sonuçları üzerinden değerlendirmeliyiz.

Şart, kardeşlik bağlarının önceliğini ve dayanışma ruhunun değişmezliğini temel ilkeler arasında sayarken, bu duyguların toplumsal karşılığını da gözetiyor. Kamu kurumlarının yanında derneklerin, akademinin, özel sektörün, medyanın ve kanaat önderlerinin faaliyetlerinin teşvik edilmesini öngörüyor. Bu yaklaşım, ortak geleceğin yalnızca devletler arası görüşmelerle kurulamayacağını gösterir. Üniversiteler, sanatçılar, girişimciler ve sivil toplum kuruluşları da bu sürecin sorumluluğunu taşımalıdır. Buradan hareketle, Türk dünyasında iş birliğinin günlük hayata daha fazla değmesini gerekli görüyorum. Bir öğrencinin kardeş ülkede eğitim ve araştırma imkânına ulaşabilmesi, bir yapımcının ortak bir filme ortak bulabilmesi, bir girişimcinin yeni pazarlara güvenle açılabilmesi, kardeşlik fikrinin somut karşılıklarıdır. Birbirimizin imkânlarını tanıdıkça, birlikte yapabileceklerimizin sınırı da genişleyecektir.

Ortak Türk Alanından ortak üretime

“Ortak Türk Alanı” fikir birliğinin yanında ticari ve ekonomik bağların geliştirilmesini, yatırım akışının teşvikini, ulaşım bağlantılarının güçlendirilmesini ve vatandaşların hareketinin kolaylaştırılmasını ele alıyor. Ortak medya kuruluşları aracılığıyla bir bilgi alanı oluşturma hedefi de aynı çerçevede yer alıyor. Bunlar, kültürel yakınlığın ekonomik ve toplumsal ilişkilerle desteklenmesi için önemli bir yön gösteriyor.

Bu çerçevenin devamında atılacak adımların ortak üretime odaklanması gerektiğine inanıyorum. Üniversiteler arasında araştırma ortaklıkları, işletmeler arasında sürdürülebilir tedarik ilişkileri, genç girişimciler için buluşma ve yatırım imkânları oluşturulabilir. Ulaştırma ve enerji alanındaki iş birliğinin, yerel üreticilerin ve küçük işletmelerin de yararlanacağı bir ekonomik ilişki ağına dönüşmesi hedeflenmelidir.

Yapay zekâdan yazılıma, tarım teknolojilerinden yaratıcı endüstrilere kadar geliştirilebilecek ortak projeler, bu makalenin önerileridir; Şart’ın ayrıntılı bir uygulama programı olarak okunmamalıdır. Esas olan, genel iş birliği iradesini sorumluları, kaynakları ve sonuçları belli çalışmalarla ilerletmektir. Birbirinin gücüne güç katan bir Türk dünyası, dünya ile ilişkilerinde de daha fazla üretme ve katkı sunma imkânına kavuşacaktır.

Bilim dil ve kültürle kurulan gelecek

Şart’ın bilim ve ahlaki değerler bölümünde yer alan “Bilgiden başka kurtuluş yoktur” ifadesi, ortak geleceğimizin hangi zeminde yükselebileceğini açık biçimde anlatıyor. Bilimsel ilerleme ve gençlerin eğitimi, tarihî mirası yaşatmanın da toplumsal refahı artırmanın da vazgeçilmez şartıdır. Bilgiyi üreten, onu teknolojiye ve faydaya dönüştüren nesiller yetiştirmeden bir yükseliş asrından söz edemeyiz.

Ortak alfabe meselesini de bu geniş anlayış içinde değerlendirmeliyiz. Şart, ortak alfabenin ulusal dil özellikleriyle uyum içinde geliştirilmesini teşvik ediyor ve Ortak Alfabe Komisyonu’nun faaliyetlerine desteği ifade ediyor. Buradaki hedefi, dil zenginliklerimizi daraltmak olarak değil, birbirimizi daha kolay okuyabilmek ve anlayabilmek olarak görüyorum. Bu yakınlaşma; yayıncılık, çeviri, eğitim ve dijital içerik üretimiyle desteklendiğinde hayat bulacaktır.

Kültür, sanat ve sinema alanında çalışan bizler için de açık bir sorumluluk var. Şart, somut ve soyut mirasın korunmasını, araştırılmasını, tanıtılmasını ve gelecek nesillere aktarılmasını öncelikler arasında ele alıyor. Bu mirası yalnızca muhafaza etmek yetmez; çağımızın anlatım biçimleriyle görünür kılmak gerekir. Ortak film yapımları, belgeseller, edebiyat uyarlamaları, sergiler ve genç sanatçı buluşmaları bu amaca hizmet edebilir.

Birbirimizin hikâyelerini tanımadan birbirimizi bütünüyle anlayamayız. Türk dünyasının farklı şehirlerini, gündelik hayatını, tarihî tecrübelerini ve insanlarını anlatan eserler, resmî ilişkilerin toplumlar arasında daha güçlü bir karşılık bulmasını sağlayabilir. Ortaklığımızı dünyaya anlatabilmek için önce kendi içimizdeki kültürel dolaşımı güçlendirmeliyiz.

Egemenliğe saygılı dünyaya açık bir birlik anlayışı

Türk dünyasının yakınlaşması, ulusal egemenliğe saygıyla birlikte düşünülmelidir. Şart’ın girişinde egemen eşitlik, toprak bütünlüğü, sınırların dokunulmazlığı ve iç işlerine karışmama ilkelerine bağlılık belirtiliyor. Ayrıca belgenin, uluslararası hukuk kapsamında uluslararası bir antlaşma olmadığı açıkça ifade ediliyor. Dolayısıyla bu metne, devletlerin egemenliklerini ortadan kaldıran veya kendiliğinden yeni bir siyasi yapı kuran bir anlam yüklememeliyiz.

Şart’ın çok kültürlülük, dinlere saygı ve uluslararası toplumla etkileşim ilkeleri de gelecek tasavvurumuz açısından önemlidir. Ortak Türk kimliğinin güçlendirilmesi, farklı etnik ve dinî grupların barış içinde birlikte yaşamasıyla uyumlu biçimde ele alınıyor. Bilim, teknoloji ve inovasyonun küresel kazanımlarından yararlanma ve uluslararası toplumla yakın iş birliği kurma yaklaşımı benimseniyor.

Benim Türk asrından anladığım da budur: Köklerinden güç alırken dünyaya açık kalan, kendi insanının refahını yükseltirken insanlığın ortak sorunlarına çözüm üreten bir Türk dünyası. Geçmişin sınırlarını yeniden çizmek yerine, ortak geleceğin imkânlarını büyütmek istiyoruz.

Türk asrı için iradeden uygulamaya

Türk Dünyası Şartı, ortaklığın amaçlarını ve ilkelerini tarif ediyor. Türk Asrı Manifestosu ise bu ortaklığı üretime ve geleceğe taşıma çağrısı yapıyor. Bu iki metni birlikte düşündüğümüzde önümüzdeki görev belirginleşiyor: Kardeşlik duygusunu kurumsal süreklilikle, kültürel yakınlığı bilim ve üretimle, gelecek ülküsünü somut çalışmalarla desteklemek.

Şart’ın son bölümünde Türk iş birliği teşkilatlarının hedeflerin gerçekleştirilmesine katılımı ve faaliyetlerinin Koordinasyon Komitesi aracılığıyla eşgüdümü öngörülüyor. Bu kurumsal yaklaşımın, toplumların katılımıyla güçlenmesi gerekir. Başarıyı; gençlerin kazandığı imkânlarla, birlikte üretilen bilgiyle, ortaya çıkan eserlerle ve insanların hayatındaki iyileşmeyle ölçmeliyiz.

  1. asra bakarak güç bulabiliriz; fakat 21. asrı bugünün emeğiyle kuracağız. İhtiyacımız olan irade, kardeşliğimizi çalışmaya dönüştüren iradedir. Dilde, fikirde ve işte birlik düşüncesini geleceğe taşımak, onu eğitimde, üretimde ve kültürde yaşatmakla mümkündür. Türk dünyasının yükseliş asrı bir temenni olarak kalmamalı; birlikte üstlendiğimiz ve sabırla gerçekleştirdiğimiz bir sorumluluğa dönüşmelidir.

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın
Yükleniyor…